Trakya’da bir antik kent “ENEZ“

Edirne’nin eski yerleşim yeri olarak kabul edilen Ainos, bugünkü Enez’in yakınlarındaki bir mekândır ve Fetih öncesinde yörenin önemli kalıntılarına ev sahipliği yapmaktadır...

ENEZ KALESİ


Kale Enez’in Batısında, Güney - Batıda ve Meriç Nehri’nin ağzına doğru olan tarafta dik yamaçlarla son bulur. Bundan dolayı surlar bu tarafta çok iyi korunmuş ve denizden bakıldığında ihtişamlı bir manzara göstermektedir. Edirne'nin en önemli ilçelerindenEnez'de günümüze kadar hemen hemen tümü ayakta sağlam durumda gelen en önemli kalıntılardan biri kuşkusuz Kale duvarları ile Batısında yer alan iç liman ve mendirekleridir. Aynı zamanda akropol tepesi ve Enez'in ilk yerleşim alanı olan Kalenin biri Doğuda, diğeri Kuzeyde kemerli iki kapısı vardır. 740 m uzunluğu. 2 m kalınlığı ve yer yer 25 m yüksekliği ile Sur duvarları yuvarlak, dik-dörtgen ve çok köşeli kulelerle desteklenmektedir. Kalenin Batısında yer alan iç liman, Kuzey ve Güney taraftan mendirekler ve kulelerlekorunmuştur. Güney taraftaki mendirek Doğu-Batı yönünde 130 m uzunluktadır ve üzerinde çeşitli şekillerde beş kule bulunmaktadır. Kuzey mendireğin günümüze kadar ayakta gelebilen uzunluğu 80 m'dir ve ucunda kare plânlı büyük bir kule bulunmaktadır. Kalıntılar, kulenin Helenistik Çağda yapıldığını. Bizans döneminde ise ilâvelerle büyütüldüğünü gösterir. Ancak gerek kale duvarlarında ve gerekse limanı koruyan mendirek ve kulelerde büyük hasarlar bulunmaktadır. Kale içinde bugüne kadar yapılan açmalarda 7.50 m kalınlığındaki kültür toprağının altında yer alan ana kaya üzerinden elde edilen M.Ö. 4. ve 3. bin yıllara ait pişmiş toprak kalıntıları, buradaki iskânın KalkolitikÇağ’a kadar gittiğini gösteriyor. Enez Kalesinde eski yerleşmeyi temsil eden bu tabakanın üzerinde, Grek iskânını gösteren kalıntılar tespit edilmiştir. Söz konusu Nekropollerden (Eski Çağ Mezarlığı) ele geçen siyah ve kırmızı boyalı çömlekler, Enez’in Yunanistan, Ege Adaları ve Batı Anadolu’daki şehirlerle yaptığı ticarete ve kültür ilişkilerinetanıklık etmektedir. Bu dönemde ana kaya işlenerek dikdörtgen plânlı çeşitli mekânlar ile bugünün soğuk hava depolarının benzeri olan mahzenler yapılmıştır. Mahzenler bugünkü toprak yüzeyinin 12 m altında ana kayaya oyulmuş geniş mekânlarbiçiminde dikkat çeker. Bütün mahzenlerin tavanlarında gerçekten çok önemli bir işçiliği yansıtan havalandırma bacalarına yer verilmiştir.Yapılan çalışmalarda gerek mahzenlerden ve gerekse mahzenlerin üstünde yer alan yerleşim birimlerinden, Arkaik, Klâsik ve Helenistik dönemlere ait siyah ve kırmızıfigür tekniği ile üretilmiş çeşitli çanak çömlek kalıntıları, fıgürinler, plastik eserler ve özellikle şarap kadehi olan kantharoslar gün ışığına çıkarılmışlardır.

AYASOFYA KİLİSESİ “FATİH CAMİİ”

Enez’de bulunan ve günümüze Fatih Cami olarak bilinen ve Bizans dinî yapılan arasında önemli bir yeri olan Ayasofya Kilise kalıntısı Kalenin Güney - Doğuucunda yer almaktadır. Kilise olarak inşa edilen yapı 1456 yılında Camiye çevrilmiş, 1965yılındaki depremde yıkılmış ve bu tarihten sonra terk edilmiştir. Deprem sırasında orta ve Kuzey netler yıkılmıştır. Kubbesi ise daha erken dönemlerde yıkılmış olmalıdır. Cami 21X38 m büyüklüğündedir. Ayasofya Kilisesinin Naos kısım köşe duvarlı ve Haç plânlı bir mekân olarak inşa edilmiştir. Bu geniş naosun önünde iki narteks yer alır. Haçın Doğu bölümünü oluşturan Bema’nın iki yanında geniş beşik tonozlu pastophorion hücreleri bulunmaktadır. Bunlar içte yarı dairevî, dışta ise köşeli olarak biçimlendirilmiştir. Haçın Batı kolu diğer kollara göre daha uzundur ve yanlarında birer köşe mekânı yer almaktadır. Naos, çapı 7 m olangeniş bir kubbe ile örtülüdür ve L biçimli 4 adet payanda ile desteklenmiştir. Daha geç bir dönemde kubbenin güçlendirilmesi ve ağırlığın paylaşılması amacıyla payandaların önüne ikişer sütun ve üzerlerine kemerler ilâve edilmiştir. Yapıda kullanılan sütun gövdeleri tek parçadan oluşmaktadır. Sütun başlıkların dört tanesi Korinth tarzda işlenmiş diğerleri ise piramidalbiçimde olup, yüzlerinde kabartma yapılmıştır. Sütun başlıkları 6. yüzyıldandır. Kilisede kullanılan mermer elemanlarınçoğu devşirmedir. Naosa giriş, başlangıçta kemerlidir ancak yıkıldığı için daha sonra kemer kısmı kapatılmıştır, ki bu girişi güzel işlenmiş söveli bir kapı sağlıyordu. Haçın Batıkolunu oluşturan bölümde yer alan köşe odaların üstü çapraztonozlarla örtülmüştür. Haçın dört kolunu ise büyük beşik tonozlarörtmektedir. Yapının iç tarafındaki kemer ve tonoz başlangıcında, bazıyerleri süslemeli bir silme çevirmektedir. 1456 yılında KiliseninKuzeydeki kolunun içine kapı açılmış. Güney kolun içine de minberve mihrap ilâve edilerek Camiye çevrilmiştir. İç, narteks üç bölüme ayrılmıştır. Bunun orta bölümü beşik tonoz, yanları ise çapraz tonozlarla örtülmüştür. Zarif bir revaklı cephe ileKilisenin önünde yer alan exonarteks, yapının en ilgi çekici bölümünüoluşturur. Ancak Kilise ile aynı dönemde inşa edilmiş olmasınarağmen. Kilisenin ana gövdesi ile organik bağ içinde değildir. Bukısım muhtemelen ahşap çatı ile örtülmüştür. Cephesinde kullanılankübik biçimli sütun başlıkları tahminen 9. veya 10. yüzyıl gibi geç birtarihe ait olmaları gerekmektedir. Bunların yüzlerinde Haç, ya da rozetler bulunmaktadır. Kilise, almaşık duvar örme tekniği ile (taş ve tuğla sıralarından oluşan dönüşümlü) inşa edilmiştir. Burada birkaç sıra kesme taş ve taşa göre daha geride örülmüş birkaç sıra tuğla dizisinden oluşan bir mimarî özelliğe sahiptir. Duvar örgüsü, Kilisede kullanılan tasarım detaylardaki zarafete özenli işçilik göstermektedir. Tuğlalarla oluşturulmuş dekoratif şekiller ve inşaat detayları yapının İstanbul’daki çağdaşları ile uyumludur. İç duvarların sıvaları üzerinde 19.yüzyılın kalem işi süslemeleri bulunmaktadır. Ancak dökülen son dönem sıvaların altından Bizans çağına tarihlenen Aziz resimleri ve diğer resim kalıntıları ortaya çıkmaktadır. Yapının Güney dış duvarı dibinde yapılan derin sondajda. Kilisenin yerinde daha eskiye tarihlenen kalıntıların veya yapıya ait olan yenileme evrelerinin varlığı tespit edilmiştir. Osmanlılar döneminde de bir kaç kez tamir edildiği anlaşılmaktadır.

BİR VE İKİ NUMARALI ŞAPELLER

Kalenin Kuzey - Batısında TheotokosChrysopege adıyla bir Şapel yer almaktadır. 7 x 10.50 m ölçülerinde olan Şapelin Kuzey duvarının büyük bir kısmı hâlen ayaktadır. Yazılı kaynaklardan Şapelin 1422 yılında inşa edildiği anlaşılmaktadır. Tek apsis ve neften oluşan Şapelin zemini dikdörtgen biçimli kalker taşlarla döşenmiştir ve mezarlar bulunmaktadır.

İKİ NUMARALI ŞAPEL ( HAGİOS GREGORİOS NEOKAİSERİAS ŞAPELİ)

Kalenin orta yerinde hâlen kullanılan özel mülkiyetli evlerin Kuzeyinde yer almaktadır. Bugünkü toprak seviyesinin 1.5 m altında bulunan Şapel tek apsislidir. 12.yüzyılda inşa edilmiştir. Aynı yüzyılda Batı tarafına bir oda ilâve edilerek büyütülmüştür. Duvarlarında aynı dönemin taşra sanatını yansıtan freskler yer almaktadır. Apsisliodanın tabanı mermer levhalarla, ilâve edilen odanın tabanı ise pişmiş toprak levhalar ile kaplanmıştır. Şapelin içinde, muhtemelen yaptıranlara ait üç adet lahit Kuzeyinde ise büyük bir avlu ve Doğu-Batı yönde uzanan bir sokak yer almaktadır. Her iki mekân mermer kaplamalıdır.

PAN MAĞRASI ŞAPELİ

Kalenin dışında. Güney mendireği üzerinde yer alan ve iç limana girişi sağlayan kemerli kapının 15 m Güney-Doğusunda bulunmaktadır. Mağara girişinin Batı duvarına yapılmış bir niş içinde bulunan ve üzerinde Pan ile birlikte dans eden ikiNymphe'nin betimlendiği Helenistik döneme tarihlenen mermerkabartmadan dolayı Pan Mağarası olarak adlandırılmıştır.Başlangıçta Pan kültüyle ilişkisi olan ve doğal bir yapı gösterenmağara, 14.yüzyılda yer altı mezar Şapeline dönüştürülmüş veAgiaTriada adını almıştır. Şapel tek nefli olup, ekseni üzerindeapsisi ve iki yanında kayaya oyulmuş küçük boyutlu apsisleri yeralmaktadır. Apsisler içinde kireç harcı üzerine Aziz resimlerinbetimlendiği freskler kısmen günümüze kadar sağlam durumdagelmiş olmakla birlikte, Şapelin son dönemlerde kalaycı atölyesiolarak kullanılmış olmasından dolayı, resimlerin çoğu dökülmüştür.Apsisin ortasında kırmızı rengin ve tonlarının hâkim olduğu hâleliMeryem Ananın betimi yer almaktadır. Fresklerin diğer resimlerinde kırmızının değişik tonlarıyla birlikte siyah ve özellikle gri renkler yaygın olarak kullanılmıştır.

ROMA VİLLASI“ZENGİNEVİ”

Enez'de Ainos kazılarının önemli bir bölümünü oluşturan Roma Dönemi Villası, Gâzi Ömer Bey Mahallesi'nde bugünkü Kaymakamlık lojmanının karşısındaki bahçede yer almaktadır. Evler arasında özel mülkiyetli beş ayrı parsele yayılmış durumda bulunan villanın yalnızca kamulaştırılan parsellerdeki bölümünde çalışılarak orta avlunun bir bölümü, bir oda, mutfak ve banyosu gün ışığına çıkartılmıştır.Avluda, ortaya çıkartılan mozaik döşemenin mevcut uzunluğu 6.00 m, genişliği ise 1.85 m dir. Bu mozaiğin iki kenarı yalnızca beyazteseralardan küp biçimli taşçıklar oluşan bant şeklinde geniş bordürlerle sınırlanmıştır. Bordürlerin içinde beyaz ve siyah renkteseralarla itinalı işlenmiş menderes motifli bantlar yer almaktadır. Bunların arasındaki geniş alanda ise, dört yapraktan oluşan dairevîmotiflere yer verilmiştir. Salon, villanın Kuzey bölümünde 2.50 x 4.00 m ölçülerinde zemini figürler ve geometrik desenlerden oluşan çok renkli taşçıklarla döşenmiştir.Kompozisyonun odak noktasını üç figürden oluşan bir pano ve bunun çevresinde ayrı ayrı çerçevelerin içine yerleştirilmiş geometrik betimlemeli panolar yer alır. Bu ana betimlemenin etrafını 40 cm genişliğinde beyaz renk taşlardan yapılmış geniş bir bordür çevrelemektedir. Mozaiğin merkezini oluşturan bu kompozisyonun yan kenarlarında dikdörtgen biçimli birer, köşelerde ise kare biçimli yine birer pano olmak üzere etrafına sekiz pano yerleştirilmiştir. Yanlarda bulunan dikdörtgen panoların ortalarına baklava dilimi ve ortasına dört yapraklı yonca benzeri birer rozet bulunmaktadır. Baklava diliminin sivri köşelerine pelte (deri kaplı küçük kalkan) yerleştirilerek boşluklar doldurulmuştur. Bu betimler figürlü kompozisyonun etrafında yer alan dikdörtgen şekilli bütün panolarda tekrarlanmıştır. Panoların dışını, üzerinde spiral biçimli dalga motifinin yer aldığı dar bir bant çevrele­mektedir. Mozaikli taban üzerinde avluda mimarî kalıntıların yanı sıra bronzdan Nike,Serapis, giyimli kadın heykelciği ile çeşitli küçük buluntular ve sikkeler de yer almaktadır.

ROMA CADDESİ

Ainos kentinin merkezinde bugünkü Bekir Kara Caddesine paralel olarak uzanır. Roma Çağına tarihlenen cadde balıksırtı biçiminde tonozlu yapılmış, üst tarafı iri taş bloklarıyla kaplanmıştır. Yağmur suyunu kanalize etmek için iki yanına caddeye paralel uzanan arklar açılmıştır. İçinden 0.60 m genişliğinde 0.80m yüksekliğinde kanalizasyon geçmektedir. Roma Çağma tarihlenen cadde ve kanalizasyonunun Meriç Nehrine uzandığı bu alanda yer alan kalıntılardan anlaşılmaktadır.

TAŞALTI NEKROPOLÜ

Enez kenti girişinin solunda,Taşaltı adıyla bilinen yükseltinin yamacında yer almaktadır. Nekropolün ön safında anıtsal mezarlar, kaideli lahitler ve bir kahraman anıtı yer almaktadır. Anıtlar M.Ö.5 ve 4. yüzyıllara ait olmalarına rağmen aralarında yer alan lahitler Geç Helenistik ve Erken Roma dönemlerine aittir. Ön sıradaki bu gömü tabakasının arkasındakiyamaçta Erken Roma ile İlk Hıristiyanlık dönemleri arasındaki zaman dilimine tarihlenen gömü tabakaları yer almaktadır. Mezar ve lahitlerden çokönemli hediyelerin yanı sıra üzerinde ziyafet sahnelerinin betimlendiği mezar stelleri de bulunmuştur.

MEZAR TAŞI (M.Ö. 1. YÜZYIL)

Ölü ziyafet sahnesinin betimlendiği, yüksek kabartma olarak işlenmiş mezar taşı. Kline üzerinde LuciusFabricus adında bir subay uzanmış durumdadır. Başucunda eşi FabriciaMaxsima oturmaktadır. Alttaki köşelerde hizmetkârlar, ortada üzerinde meyve tabağı bulunan masa, arka plânda at başı, ağaca sarılı yılan, kalkan, miğfer ve afyon çiçeği bulunmaktadır.

ÇAKILLIK NEKROPOLÜ

Enez kazılarının önemli bir bölümünü oluşturan Çakıllık Nekropolü, Enez-Keşan karayolunun 2. kilometresinde Küçük Sancak Tepe Tümülüsü’nün Güneyindeki hafif engebeli arazide yer alıyor. Çakıllıkta gün ışığına çıkan mezarlar arasında; kremasyon(yakarak gömme) için kullanılan tunç ve pişmiş toprak hydrialar, kuyu mezar, toprak mezar, taş ve pişmiş toprak lahit çeşitleri bulunmaktadır. Bunlar Çakıllık Nekropolisi’nde İ.Ö. 5. yüzyılın ilk çeyreğinde başlayan ve bu yüzyılın sonlarına kadar süre gelen değişik biçimli gömüt geleneğini temsil etmektedir. Aynı dönemlere ait ölü gömme geleneğindeki bu çeşitlilik,Ainos'ta değişik yörelerdeninançları farklı olan insanların bir arada yaşamış olmalarından kaynaklanmış olmalıdır.

SU TERAZİSİ NEKROPOLÜ

Enez'in girişindeki köprünün Doğusunda yer alan tarlada Ainos'un en eski nekropolü ortaya çıkmıştır. Bu alandaki mezarlar üst üste gelen çoğunlukla üç, seyrek olarak dört tabakadan oluşuyor. Toprak yüzeyine yakın tabakada çok az sayıda Geç Roma Dönemine ait mezarlar tespit edilmiştir. Açılan alanlarda genel olarak toprak yüzeyinin 1.00 ile 1.50 metre derinlikler arasında Hellenistik, bu derinlikten sonra 1.50-3.00 metreler arasındaki katmanda karışık durumda çoğunlukla Klâsik ve az sayıda Arkaik Dönemlere tarihlenen mezarların yer aldıkları görülür. Toprak yüzeyine yakın tabakadaortaya çıkan mezarlar, duvarları moloz taşlarla örülmüş, iç yüzleri kireç harcıyla sıvanmış basit sandık mezar tiplerinden oluşmaktadır. Farklı yönlerde yapılmış olan bu tür mezarlardan birden fazla iskelet ortaya çıkmıştır. Bunlar dışında, çatı kiremitlerden oluşturulmuş mezarlar da kullanılmıştır.

HagiosEvplos Şapeli “Has Yunus Bey Türbesi”

Enez'in Güneyinde, Osmanlı döneminetarihlenen mezarlık alanı içinde halk arasında Enez'in fatihi Has Yunus Bey'in Türbesi olarak bilinen küçük bir Şapel yer almaktadır. Doğu tarafta yarım yuvarlak plânlı, dışa taşkın ve üzeri yarım kubbe ile örtülü bir apsisi olan bu yapı, aslında Bizans dönemine tarihlenen bir mezar Şapeli olarak inşa edilmiş olmalıdır. Bütün akşamlarıyla bir Kilise mimarisi geleneğinin egemen olduğu anlaşılan bu Şapelin içi, dört kolu hemen hemen eşit ölçülerde yapılmıştır ve Haç biçimindedir. İçten içe ölçüleri Doğu - Batı 5.8 m. Kuzey - Güney 5.1 m. dir. Bu plân tertibitertibidışanya da aksettiğinden bina serbest Haç şeklinde denilen mimari tipe girmekte ve böylece eski mezar geleneğinin bir örneği olduğunu ortaya koymaktadır. Haçınkollarının her birinin üzeri beşik tonozla örtülmüş, tam ortada ise pandantifli kubbe yükselmektedir. 1.65 m yüksekliği olan kubbenin dört tarafında 15 x 60 cm ölçülerindedört pencere aralığı vardır. Binanın Doğutarafındayarım yuvarlak plânlı, dışa taşkın ve üzeri yarım kubbe ile örtülü bir apsis bulunmaktadır. Türbenin etrafında çok güzel işlenmiş Osmanlı Dönemine ait sandukalımezarlar yer almaktadır.

Kral Kızı Bazilikası ve Deniz Feneri Kalıntısı

Enez’in Güney-Doğusunda, Ainos’un iki limanından biri olan bugünkü Taşaltı Gölü’nün Batı yamacında,Kral Kızı olarak bilinen mevkide yer almaktadır. 30 m. uzunluğundaki Bazilika, üç nefli olup nefler arasında pastophorion yer almaktadır. Son yıllarda yapılan kazılar ve araştırmalar bazilikanın şu ana kadar yedi yapı safhası geçirdiğini ve en eski yapı katının Roma dönemine kadar gittiğini göstermiştir. Orta nefte taban döşemesi seviyesinin altında kayaya oyulmuş üç nişten oluşturulan bir çeşme ortaya çıkmıştır. Temellerinden ele geçen 10 altın sikkeden dolayı Bazilikanın son evresinin 12.yüzyıla ait olduğu anlaşılmıştır. Bazilikanın inşaatında kullanılan mermer bloklar, Marmara Adası ile Semadirek’ten getirilmiştir.

Deniz Feneri Kalıntısı

Bazilikanın Batısındaki yükselti üzerinde, toprak yüzeyinin 90 cm altında 8m x 8m boyutlarında kare plânlı bir yapı kalıntısı yer almaktadır. Duvarlarda taş ve tuğlalardan oluşan malzeme ile yapılmış. Kalınlıkları 1 m dir. Yapı iç tarafta üç bölmeye ayrılmış olup Kuzey-Batı bölmesinin Güney duvarına üç taş basamak yapılmış. Yapının inşa edildiği yer Enez’in en yüksek tepesidir ve her yerden, özellikle deniz tarafından rahatlıkla görülebilir durumdadır.

Çataltepe Tümülüsü

Enez’in Doğusunda. 10 m yüksekliğindeki bir tepenin Güney – Doğu tarafında yer alıyor. Mezar odası, Kuzey-Batı ve Güney - Doğu yönünde düzenlenmiş olup, dromosu ve kapısı Güney-Doğuya bakmaktadır. Odanın üst örtüsünü oluşturan tonoza ait taşlar, odanın içine çökmüş durumdadır. Oda, 4.70 m. uzunluğunda, 3.25 m. genişliğinde, tonoz başlangıcına kadar olan yüksekliği 4.00 m. dir. Kuzey - Batı duvarı beşik tonozun başlangıç noktasına kadar olan bölümü, günümüze kadar ayakta kalmıştır. Diğer duvarların üst kısımları tepenin eğimi doğrultusunda yıkılmıştır. Duvar kalınlıkları, genel olarak 0.55 m.'dir. Zemin üzerinde yer alan birinci taş sırası 1 cm. üzerine oturan ikinci taş sırası ise 0.50 cm içe doğru çekilerek 25 cm genişlikte üst üste gelen kademeli silmeler yapılmıştır. Bunların üstüne oturtulan duvarlar 2.00 m yüksekliğe kadar düz çıkmaktadır. Bu yükseklikten sonra içe doğru orantılı biçimde daraltılarak yarım daire şekilli beşik tonoz oluşturulmuştur. Duvarlardan tonoza geçişte mezar odasını, 27 cm eninde bir kısmı hâlen özgün yerinde duran, üç oluklu dört şeritli yatay bir silmeçevrelemektedir. Mezar odasının giriş kapısı 0.90 m genişliğindedir. Kapının önünde uzanan dromosun yalnızca Batı duvarı yapılmış, diğer duvara ilişkin herhangi bir veri bulunmamış olması, bu duvarın yapılmadığını göstermektedir. Dromosun Batı tarafında yer alan duvarın günümüze kadar sağlam durumda gelen bölümünün mevcut uzunluğu 4.20 m'dir. Mezar odasına kapıdan girişte, odanın sağ tarafında iri blok taşlardan yapılmış taban döşemesinin arasına gömülmüş vaziyette Kuzey-Batı- Güney - Doğu yönünde beyaz mermerden bir lahit yerleştirilmiştir. Uzunluğu 2.30 m, genişliği 0.95 m, derinliği 1.30 m olan lahdin üstünü semerdam biçimli iki adet kapak örtmektedir. Biri diğerinden daha büyük yapılmış olan kapakların tekneye oturtuldukları kenarlarına kare kesitli birer oluk açılmıştır. Odanın sol tarafında ise içten içe uzunluğu 2.40 m, genişliği 0.70 m. derinliği ise 1.10 m, kenar kalınlığı 12 cm olan kalker taşından yapılmış başka bir lahit yer almaktadır. Kapakları bulunmayan lahdin içi ve üst kenarları beyaz renkli ince bir sıva ile sıvanarak mermer taklidi yapılmıştır. Mezar odasının yapımında kullanılan tüf taşın cinsi kötü olmasına rağmen, taş işçiliği oldukça güzeldir. Duvarlar, büyük panolar biçiminde ince kum katkılı kireç harcıyla sıvandıktan sonra üstü beyaz renk badana yapılmıştır. Bu yapısıyla duvarlara mermer kaplama süsü verilmiştir. Tümülüsün Batı ve Güney eteklerinde aralıklı olarak yapılan açmalarda, tümülüsün çevresine moloz taş ve kireç harcı kullanılarak 1.00 m yüksekliğinde koruma duvarı yapıldığı görülmüştür. Bu duvarlarda, iç ve dış cephede nispeten büyük taşlar kullanılmış, araları ise daha küçük taşlarla doldurulmuş olup, sandık duvar tekniğinde inşa edilmiştir. Duvarların kalınlıkları her yerde aynı olmayıp 60-90 cm'ler arasında değişmektedir. Mezar odasının Kuzey- Doğusunda şölen yeri ve bir lahit ortaya çıkmıştır. Tümülüsten ele geçen sikkeler ve keramik kap parçaları. Mezar odası ile şölen yerinin M.Ö. 4. Yüzyıla ait olduklarını göstermiştir.

Kale Hamamı

Kalenin Kuzeyinde sur duvarına yaklaşık 40 m mesafede özel mülkiyetli bir arsanın içinde yer alıyor. Dikdörtgen plânlı (10.6 x 8 m boyutlarında) hamamın girişinde mihraplı bir ibadet yeri, soyunma odası, biri dikdörtgen, ikisi kare plânlı üç yıkanma odası ile dikdörtgen plânlı su deposu bulunmaktadır. Yıkıntı durumda olan hamamın duvarları tonoz ve kubbe başlangıcına kadar korunmuş, üst kısımları ise yıkılmıştır. Kapılarda kullanılan sivri kemer ve duvarların örgüsü ile mimarî yapısı tekniği hamamın Enez’de Beylikler Dönemine ait tek yapı kalıntısı olması dolayısıyla önemlidir.